Dünya Mutluluk Endeksi raporu on yıldır yayınlanıyor. En üst sıraları İskandinav ülkeleri alıyor. Finlandiya beş yıldır zirvede. Türkiye ise 146 ülke içinde 112. oldu. Yapılan anketler sonucu bu rapor hazırlanıyor.
Seneler ilerledikçe Türkiye daha da gerilere düşüyor bu rapora göre.
Sokakta, otobüste, metroda, çarşıda, marketlerde insanların yüzlerine baktım. Gözlerde bıkkınlık, omuzlar çökük, kaşlar çatık, yüzler düşük. İnsanımız gerçekten mutsuz. Ama neden?
Bu mutluluk araştırmasında gençlerde ve yüksek eğitim görenlerde mutsuzluk oranı çok yüksek iken 65 yaş üstü ve okumamış kişiler daha yüksek mutluluk oranına sahipler.
Buradan akla gelen şeyler: Cahillik mutluluktur. Fazla şey bilirsen az mutlu olursun. Acaba böyle mi?
Mutlu ülkeler ne yapıyor da insanlar mutlular veya bizde eksik olan ne?
Elime Pegasus yayınlarından çıkan Meik Wiking’in kaleme aldığı “Hygge” adlı bir kitap geçti. Alt başlığı “Danish secrets to happy living-Danimarkalıların mutluluk sırları”
‘Danimarkalıların mutluluk sırrı’
Hygge nedir?
Sözlük anlamı Danca eğlence. Fince Hauskaa
Kitabı irdeledikçe Hygge kelimesinin eğlencenin ötesinde bir kelime, bir yaşam felsefesi olduğu görülüyor. İçinde huzur, mutluluk, evde olma, sevdiğin insanlarla birliktelik, kendini güvende hissetme, huşu gibi kelimeleri barındırıyor.
Bizde de geçmiş zamanlarda yaşanan ortam diye düşündüm kitabı okuyunca. Her evde değil elbette, birbirini gerçekten seven, dayanışma içerisinde saygının eksik olmadığı aile yaşantısı. Desteğini, sevgisini esirgemeyen can dost ortamları. Onlar nasıl ilerlemiş mutluluk yolunda, şu an acaba biz neresindeyiz toplum olarak? Tektek ele alalım.

Dostça sohbet etme
Geceleri loş gaz lambası eşliğinde dede, nine, ebeveyn, kuzenler, arkadaşlarla anlatılan tatlı masalları, huzurlu kıraathane sohbetlerini hatırlayalım. Fikirlerin konuşulduğu dost meclisleri ne güzeldir.İnsanlar hakkında dedikodular, gündelik siyasi olaylar, depremler, kazalar, cinayetler bizi rahatsız edenler mutsuzluk sebebi.
Uyum içinde olmak
Kimsenin başkalarından bahsedip kendini ispatlamasına gerek yok. Bencillik, kendi egosunu tatmin etmeye çalışmak hep mutsuzluk getirir. Herkes birbirine yardım etse, ihtiyaç sahibi bir insan görünce herkes yardıma koşsa. Misafirperverlik en önemli vasfımız değil mi? Karşılık beklemeden dayanışma düsturumuz olsun.
Eşitlik
Biz benden üstün gelir. Görev ve gereklilikleri paylaşmak en güzeli. Yaşam nefesi, paylaşmak.
Sığınak
Eviniz, burası huzur ve güven alanıdır. Basit bir yaşamımız olsun. Estetik, cumbalı, ahşap, yığma tuğla evlerimiz vardı eskiden. Yerini soğuk gökdelenler, rezidanslar, onun var benim neden olmasınlar aldı. Eşyada sadelik, baktıkça huzur duyacağımız kitaplar, küçük sanat eserleri, çiçekler, kalbimizde sevinç çırpınışları oluşturan her şey. En önemlisi birlikteliğiyle, yan yanalığımızla yaşama sevinci hissettiğimiz insanlar.

Bisikletli hayat
Basit, daha şirin bineklerimiz olsa. Beden sağlığımız da güzelleşir böylece. Lüks, geniş otomobiller bizi mutlu etmiyor, etmeyecek.
Işıkları söndürün
Işığı bizi rahatsız etmeyecek biçimde ayarlayalım. Loş ortamlar, gözü zihni yormayan aydınlatmalar olsun. Şimdi görünme arzusu içinde aydınlatılmış binalar, sokaklar köprüler, evler, rahatsızlık derecesinde bol ışıklar, spot lambalar. Hele beyaz zemin üzerine aydınlatma tamamen göz, zihin yorgunluğu oluşturuyor.
Zihin
Burada, şu anda var olun. Anı yaşayıp yarına yarın bakarız modu varken gelecek kaygısı torununun torununu düşünme seviyesine iniyor. Hele bu hesaplar, planlar ve yatırımlar yapılırken hak hukuk tanınmıyorsa…
Keyif
Kahve, çikolata, kurabiye, pasta, şekerleme… Küçük şeylerle mutlu olabilme.
Birliktelik
İyi ilişkiler kurup güzel anlar yaratın. Ailenizle bol vakit geçirin. Anı biriktirmek hayati. Bazı ülkelerde çalışma günü dörde düştü. Çocuğu olanlar 16’da, diğerleri 17’de paydos edebiliyor. Az çalışma, haftasonu asla çalışmama prensibimiz olabilse. Bizde çok çalışıp daha fakir yaşam felsefesiyle ne aileyle yeterince vakit geçirme, ne hobilerle ilgilenme kaldı.
Yavaşlamak
Rahatlayın. Bir mola verin. Kendinizi rahat bırakırsanız her şey daha iyi olur. Daha hızlı yaşa, hız tutkusu, fastfood, hızlı çözmek test başarısını ölçer, zamana karşı yarış. Duralım ve bir bakalım. Bu hızla nereye? Neleri kaçırıyorsunuz acaba?
Temel manifestosu yukarda saydıklarımız olmakla birlikte aşağıdaki noktalar da hygge ile ilintili görülmektedir.
Özellikle soğuk kış günlerinde sıcak içeceklerle kendini şımartma.
Sıcacık bir yuva mümkünse şömine ile bu tatlı havayı yakalama.
Noel, doğum günü gibi günleri birliktelikler ve hediyeleşme için fırsat bilme.
Masa oyunları ile tatlı sohbetler.
Müzikle mest olma.
Tatil planı yapma ve güzel bir tatille sonlandırma.
Yemek pişirme eylemini farklı lezzetlerle eğlenceli hale getirme ve aile birlikteliği.
Kitaplarla farklı fikirlere, dünyalara yelken açma.
Birlikte film izleme, sergiler dolaşma, tiyatro, opera, bale, konserlere gitme.
Karlı ve fırtınalı havalarda sıcak yuvamızda vakit geçirme. Kestane partisi vs yapma.
Ev hayvanları ile dostluk, sevgi, huzur, şefkat deryalarında olma.
Partilerle sosyalleşme.
Bitkiler huzurun göstergesi.
Sporlarla enerjimizi, stresimizi atma.
Peki yeniden bizde aslen varolan bu değerlere kavuşamaz mıyız?
Biz de gerçekten mutlu olamaz mıyız?
Mutluluk için bedenen sağlıklı, ruhen huzurlu, toplumsal olarak saygılı ve sevgili, ekonomik kaygılardan uzak olmak gerekli.


Özlemle okudum canım. Ben biraz keyifçiyim kendimce küçük mutluluklar üretiyorum lâkin yalnız olunca pek tadı çıkmıyor
Güzel yorumunuz için teşekkürler.